Her bir şeye hazır olmalıyız!

 

Karantina dönemi röportaj yaptığımız kişilerden biri de Halk yazarı, Azerbaycan Devlet Tercüme Merkezi Yönetim Kurulu Genel başkanı, Rusya Pyotr Akademisi(PANİİ) üyesi Afak Mesut’tur.

 

-Afak hanım, dünyanın ritmini, sosyal yaşamı felç etmiş koronavirusla ilgili ne söyleye bilirsiniz, bu konuda hangi duyguları hissediyorsunuz?

 

-Her kes gibi ben de olanları görüyorum. Toplu insan ölümleri, bir ülkeden diyerine – kendi evlerine yaya yürümek zorunda kalan aileler, çukurlara atılan insan cesetleri…tabii ki, bunlar üzücüdür. Her ülkenin böyle durumlara hazır olmadığını, gelişmiş en önde devletlerin bile pandemi önünde diz çökerek şaşırıp kaldığını görüyoruz.

- Dünyanın, insanlığın “pandemi imtihanı” döneminde her Azerbaycanlı kendi devletinin gücünü, milletinin, vatandaşının yanında olma, onu en zor durumlarda, ani tehlikelerden koruya bilme özverisini hissettiğini düşünüyorum.

Virüs konusuna gelince onun insan yaşamını tehdit etmesinin yanı sıra, aynı zaman ilginç- manevi-tedavi edici bir yönünün olduğunu görüyoruz. Öncelikle dünyanı insan eylemlerinin zararlarından – tabiatın zehirlenmesi ve zorlanmasından kurtarmak, ona önceki, sağlam zamanlarındaki sakinliyine, doğallığına dönmesini sağlamak, toplumu yaşam uğrunda mücadelelerden, bitmeyen, cahilce yapılan rekabetten kurtararak kendi özüne döndürmek gibi önemli bir mesaj arzetmektedir ve bu proseslere bugün biz tanık oluyoruz.

İlginç, sınırsız bir genişlik, nurlu bir hürriyet içimi sarmakta. Dünyanın deyiştiğini, atmosferin berraklaştığını hissetmekteyim. Her şey deyişiyor. Şu ana kadar önem arz edenlerin anlamsızlaştığını, aslının ne olduğunu bilemediğimiz bir şeylerle yer deyiştiğini anlıyorum. Aslında bu deyişim bir hayli zamandır kendini göstermektedir. Yıllardır hissettiğimiz zamanın hlzlı geçmesi, genel hava, çevre deyişimi, depremler, taşkınlar, tsunamiler insanlığa – dünyanın artık ondan bıktığının, onun kötü eylemlerinden usandığının bir göstergesidir.  

-Böyle durumlarda Devlet ve toplumun saygın kişilerin desteyi, tavsiyeleri önemlidir. Yurttaşlara tavsiyeleriniz nedir?

-Öncelikle virüsün tehlike arz ettiyini söylemeliyim. Fakat vatandaşlarını aç bırakan, dünyanın bir kıtasından diyerini bombalayarak şehirleri dağıtan, binlerce günahsız insanın, çocukların hayatını mahv eden, paranı insanlığın en yüce değerine dönüştüren, toplumu maneviyatsız bir alana sürükleyenlerden daha tehdit edici deyildir. Daha zor günlerimiz ola bilir. Her bir şeye hazır olmalıyız. İsa peygamber “insan sözle doyar” demişti. Yani insanlığın aslını, iç dünyasını hiç bir zaman maddiyat, para, mal, mülk sınırlayamadı, manevi hayatını doyuramadı, onu yapay olarak bu hale getirdiler. Öncelikle şunu anlayalım. Karantinanın getirdiği izalasyon durumunundan yeterince yararlanmaya, kendi özünüzü anlamaya çalışın, vatanınızın, milletinizin istikbali, temenni ettiğiniz o günler namına edeceklerinizi düşününüz. Devletinizin, ülke başkanınızın niyetini, amacını anlayın. Tüm gerçekler zor anlarda kendini göstermekte. Dünyanın yüzleştiği bu çetin durumda vatanı kurtuluş gemisine dönüştüren, her bir insanın, vatandaşın yanında ola bilmeyi beceren, ona gerçek babalık eden cumhurbaşkanının değerini biliniz – diyorum.

-Karantina dönemi zamanınızı nasıl değerlendiriyorsunuz, yeni çalışmalarınız var mı?

-Eser yazmaya zaman bulamıyorum. Bir kaç yarım kalan yazılarım var, bitirmem gereken. Şu an en önemli işim “Azerbaycanca Yazım Klavuzu Sözlüğü”dür. Kaliteli bir sözlüğe ister dışardaki vatandşların, ister biz yazarların ihtiyacı vardır.

Yanlışlarla dolu geçmiş yazım klavuzu sözlüğünün yasaklanışından sonra Merkez 2017’de toplu fakat orfografik ve metodoloji yönünden mükemmel olan “Azerbaycanca Yazım Klavuzu Sözlüğünü yayınladı. En son kapsamlı klasik tarz yazım klavuzu sözlüğü hazırladık, baskı aşamasındayız. Bu sözlükde öncekilerden farklı olarak yanlış yazılan, farklı yazımlı aynı kelimelere, çağdaş leksikonda kullanılmayan ve eski Arapça, Farsşa ve diğer yabancı kelimelere, aynı zaman 40 000’den fazla “ambırağız”, “buynuzaməxsus”, “bəstiqoyma”, “çartıltısızlıq”, “çətvər-çətvər”, “cırrıtgetmə”, “çəhrayıolma”, “elm-helm”, “eşşəkbelisındırma”, “hüduddaş”, “dodaqaltıazaylanma”, “kvartet-poema”, “dız-dızoynama”, “hürufatölçən”, “növəmələgətirmədənqalma”, “onixiyayatutulma”, “paravəziyyət”, “şarnirvarılıq”, “şineldənçıxma”, “tabloiflic”, “turna-turna”, “qiymət-franko”, “qutluayaq”, “qutluəl”, “lirik-rəqsvarılıq”, “müsibət-ölüm”, “nüvəcik-nüvə”, “oynaşıolma”, “paqdumluq”, “par-partsalan”, “paravəziyyət”, “sitatyoxlama”, “şarnirvarılıq”, “troykaçı”, “tunel-sıçrayış”, “palazqapma”, “portativolma” gibi yapay ve gereksiz kelimelere rastlanılmayacaktır.

-Kendi eserleriniz dahil okumak için hangi eserleri tavsiye edersiniz?

2000’li yılları bir konuşmamda “edebiyatın ana konusu olan insan mevhumu güncelliyini kaybetmiş” demiştim. Bu günkü dünya olayları süreçleri – ekonomi, insan ilişkileri ve değerler ağı, tanık olduğumuz küresel afetler dünyanın gerçekten eskidiyini ve kendisi ile beraber yeni ölçütler ve kurallar dizisi getirerek yeni dünyaya teslim olduğunu bize haber vermektedir. Bu küresel yenilenme süreci insanı, onun iç dünyasını doğrulayan edebiyattan bağımsız değildir. Senelerdir “klasik edebiyat” gibi telakki ettiğimiz birçok eserlerin bu günün kader ağına dayanamadığını, bilgi içerme olarak eskidiyini ve bu yüzden iflas ettiğini görüyoruz. Aynı zaman ilginç, yeni değerler dizisinin oluştuğunu hisseder, bir zamanlar “ebedi”, “ölmez” atfettiğimiz birçok eserin gerçek ebediliği ve ölümsüzlüğü ile öne çıkan eserleri, onların yazarlarını apaçık görebiliyoruz. Bunlar Fyodor Dostoyevski, Anton Çehov, Gogol, Franz Kafka,  William Faulkner, Albert Camus, Gabriel García Márquez, Jorge Luis Borges, Ryunosuke Akutagava, François Mauriac gibi yazarları ve birçoklarını söyleyebiliriz.

Kendi eserlerim konusunda tercihi okurlarıma bırakıyorum. Umarım bu ıssız ve uç karantina dönemi okumak için güzel birşeyler bulacaklardır.   

Röportajı hazırlayan: Ulviye Şahin